CKD Genel Merkezi tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan açıklamada, silah bırakan ve örgütle bağını koparan PKK mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasının önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Ancak dernek, toplumsal bütünleşmenin yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanamayacağını ileri sürdü.
Açıklamada, “Silahlarını teslim eden ve örgütü fesheden PKK’lıların vatana dönüşleri, devlette ve millette bütünleşme iradesinin eylemselliğini ifade etmeli” değerlendirmesine yer verildi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin üniter yapısı vurgulanarak toplumsal bütünleşmenin “tek millet olmanın gücünü” hissettirecek politikalarla desteklenmesi gerektiği savunuldu.
Dernek, açıklamasının sonunda, ekonomik ve sosyal adımların yanı sıra toplumsal bütünleşmeye yönelik politikaların hayata geçirilmesiyle bölücülük düşüncesinin de zayıflatılabileceğini savundu.
Basın açıklamasının tamamı şöyle:
“Gelen noktada, Komisyonda harcanan aylara karşın, ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ Meclisten büyük bir hızla geçirilmiştir. Bu Kanun, silahını teslim ettiği tespit ve teyit edilen PKK/KCK terör örgütü mensuplarının, bazı istisnalar dışında, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi kanunudur. Kanuna göre, başvuran kişi erteleme süresi içinde terör suçu işlemezse suçu affedilecektir.
Terör suçunun infazının ertelenmesi ve ertelendiği süre içinde terör suçu işlenmemesi şartıyla affedilmesi, millî dayanışma ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecektir kabulüyle Kanun bu isimle çıkmıştır. Şartları sağlayanların bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanundan yararlanmak istiyorum’ diye yazılı başvuruda bulunması yeterli olacaktır. Kimse sormayacaktır: Devletine ve milletine bütünleşmeyi kabul ediyor musun?
Oysa silahlarını teslim eden ve örgütü fesheden PKK’lıların vatana dönüşleri, devlette ve millette bütünleşme iradesinin eylemselliğini ifade etmeli idi. Kanun da bu bakışla yazılmalıydı. Binlerce şehit vermemize, binlerce gazimizin gazi olmasına, on binlerce insanımızın ölmesine, trilyonlarca maddi varlığımızın tüketilmesine, kısaca, milletçe büyük acılar çekmemize neden olan PKK terörünün, silahların teslimi ve örgütün feshi nesnelliği içinde sonlandırılması, evet, bir dönüm noktasıdır ama bekamız için şart olan ‘Bütünleşen Türkiye’ hedefine bu Kanunun yetmeyeceği açıktır.
Kaldı ki, ABD/İsrail’in nafile ‘Kürdistan’ planına, Kürt kökenli olsun veya olmasın, PKK dışında da inandırılmış vatandaşlarımız vardır. İşlerinde güçlerindedirler; teröre ilgileri yoktur, ama silahları kafalarındadır. Bu vatandaşlarımızın Türkle, Kürtle, milletçe bütünleşme hedefine kazandırılmasında ilk etkili adım, PKK’lıların devlette ve millette bütünleşme iradesi beyan ederek vatana dönmeleri olacaktır. Kanunun bu haliyle çıkması, eldeki fırsatları kaçırmıştır.
Bundan sonra bütün çabalar varılan anlaşmak üzere vatana dönecek PKK’lıların ve Kürt ayrılıkçılığı etkisindeki vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı içinde, huzur içinde ‘Türk de biziz, Kürt de biziz, hepimiz Türk Milletiyiz!’ diyerek, tek millet olmanın gücünü yaşamlarında hissetmelerini sağlamak olmalıdır.
Küresel emperyalist sistemin dayattığı bireycilik ve kimlikçilikten üreterek kurulacak ve özgürleşeceğiz. Millette bütünleşmemiz, üreticilerin millî iktidarını kurarak Üretim Devrimini hayata geçirmekle mümkün olacaktır. Üreten Türkiye’nin her yerinde, ama ilk önce, işsizliğin yıllardır gençlerimizi ve kadınlarımızı ezdiği Güneydoğu ve Doğu bölgelerimizde, devletin öncülüğünde fabrikalar kurulmalı, topraksız köylü bırakılmamalı, topraklar modern tarımla buluşturulmalı, yeni meralar açılarak hayvancılık yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Her bir vatandaşımız okumalı, çalışmalı, mesleği olmayan kız çocuk bırakılmamalıdır.
Bu adımlar atıldığında, devletimizin silah gücüyle önlediği ABD/İsrail planı ‘bölücülüğün’ kafalardaki tortuları da temizlenecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Cumhuriyet Kadınları Derneği”
