5 MİLYARLIK “PERONİSTANBUL” ALTYAPIYI FELÇ Mİ EDECEK?

Kartal sahil aksında yapımına başlanan 5 milyar TL’lik “Peron İstanbul” projesinin resmi ÇED dosyası okuyanları hayretler içinde bırakacak bilgilerle dolu… 5 blokta 666 konut ve 23 dev ticari üniteden oluşan proje tamamlandığında, bölgeye bir anda yaklaşık 3 bin kişilik devasa bir nüfus taşınacak. Ancak raporun satır araları; projede modern şehircilik ilkelerinin, yağmur suyu geri kazanım sistemlerinin ve yeşil enerji yatırımlarının göz ardı edildiğini, bölgeyi ciddi bir trafik ve altyapı yükünün beklediğini gösteriyor.

Vural Dağtekin | KENT34 ÖZEL HABER

İstanbul’un en yoğun dinamiklerine sahip ilçelerinden Kartal, yakın zamanda devasa bir konut ve ticaret kompleksine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. MİA Adi Ortaklığı (Bekir Kılıç ve Tadım Kuruyemiş Ailesi) tarafından Eczacıbaşı Holding’e ait 42.319 m² arsa üzerinde hayata geçirilecek olan “Peron İstanbul” projesinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinde kullanılan ifadeler ciddi uyarılar barındırıyor.

Toplam yatırım bedeli 5.000.040.375 TL (Yaklaşık 5 milyar TL) olarak açıklanan bu dev proje, estetik mimarisi ve yaratacağı ekonomik hacimle öne çıksa da, projenin hemen üstünde yer alan Kartal Yunus Mahallesi sakinlerini yakından ilgilendiren çok ciddi çevresel ve altyapısal soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar ve şehir plancıları, bu ölçekteki projelerin yapılmasından ziyade, yapılırken çevreye ve kentin mevcut altyapısına getireceği yüklerin ne kadar hesaplandığının kritik önemde olduğunu vurguluyor.

DEMİRYOLU ALTINDA LOJİSTİK KAPATMA: SAHİL VE MİNİBÜS YOLU BU YÜKÜ KALDIRIR MI?

ÇED raporunda yer alan resmi verilere göre, Peron İstanbul projesi tamamlanıp işletmeye açıldığında alanda tam 2.930 kişi yaşayacak ve çalışacak. Yanı sıra ticari alanlara da günlük geliş gidişler yaşanacak. Bu devasa nüfus hareketliliğinin Kartal sokaklarına getireceği yük ise sadece bir sayıdan ibaret değil, bölgenin fiziki coğrafyası nedeniyle tam bir ulaşım krizinin habercisi…

Söz konusu proje alanı, Marmaray demiryolu hattının hemen bitişiğinde yer alıyor. Bu fiziki bariyer nedeniyle projenin ilçenin iç kısımlarıyla doğrudan bir yol bağlantısı bulunmuyor. Alana tek ulaşım, zaten günün her saati yoğunlaşmaya aday olan Sahil Yolu ve Kartal-Pendik Minibüs Yolu (Sahil Yan Yolu) üzerindeki dar bir koridordan sağlanabiliyor.

Bölge sakinleri bu tıkanıklığa yabancı değil… Hemen yakınlardaki DAP Yapı (İstMarina) projesinin yarattığı mevcut yük nedeniyle bu aks üzerindeki yollar şimdiden zaman zaman “açık otopark” haline dönüşmüş durumda. Halihazırda alarm veren bu hatta, demiryolu altından yeni altgeçitler veya alternatif bağlantı yolları açılmadan 3 bin kişilik yeni bir nüfusun ve ticari sirkülasyonun eklenmesi, sabah ve akşam iş saatlerinde gidiş-dönüş trafiğini tamamen felç etme riski taşıyor. ÇED raporunda bu kronik lojistik baskıyı çözecek köklü bir ulaşım ve altyapı genişletme çalışmasının öngörülmemiş olması, modern şehircilik planlaması açısından en büyük soru işareti olarak öne çıkıyor.

MODERN ÇAĞDA ALTYAPI EKSİKLİĞİ: YAĞMUR SUYU VEYA GRİ SU SİSTEMLERİ NEREDE?

Günümüzde iklim krizi ve kuraklık kapıdayken, yeni yapılan tüm büyük projelerde yağmur suyunun toplanması ve lavabo atık sularının (gri su) arıtılarak bahçe sulamasında yeniden kullanılması yasal ve çevresel bir zorunluluk olarak kabul ediliyor.

Ancak Peron İstanbul’un ÇED raporu incelendiğinde, işletme aşamasında günlük tam 582,5 m³ (yaklaşık 582 ton) gibi devasa bir su tüketimi olacağı hesaplanmasına rağmen, projede gri su geri kazanımı veya yağmur suyu toplama sistemine dair hiçbir çalışmanın yer almadığı görülüyor. Tüm bu devasa su ihtiyacı doğrudan İSKİ şebekesinden çekilecek, binaların çatısına düşen tonlarca temiz yağmur suyu ise geri kazandırılmak yerine doğrudan kanalizasyona ve atık su hatlarına deşarj edilecek. Bu durum hem İSKİ hatlarına aşırı yük bindirecek hem de kentin su kaynaklarının sürdürülebilirliğine darbe vuracak.

SADECE YAPIP GİTMEK YETMİYOR: YAŞAM KALİTESİ NE OLACAK?

Haber merkezimizin incelediği raporda, projenin sadece işletme dönemi değil, 19 ay sürmesi planlanan inşaat dönemi de çevre sakinleri için ciddi bir sınav niteliğinde. Hafriyat sırasında oluşacak toz emisyonu debisi 8,28 kg/saat olarak hesaplanmış ki bu değer yasal sınır olan 1,0 kg/saat’in tam 8 katı…

Benzer şekilde, iş makinelerinin yaratacağı şantiye gürültüsü en yakın konut sınırında 72,25 dBA’ya ulaşıyor ve 65 dBA olan yasal sınırı fazlasıyla aşıyor. Elbette bu yatırımlar kentin gelişimi için önemli, ancak müteahhit firmaların inşaatı yapıp anahtarları teslim ettikten sonra bölgeden ayrılması, arkada bıraktıkları bölge halkını kalıcı bir yoğunluk, gürültü ve altyapı kriziyle baş başa bırakıyor.

VATANDAŞ SORUYOR! “SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRCİLİK BU PROJENİN NERESİNDE?”

Kartal sakinleri projelere karşı olmadıklarını, ancak bu boyuttaki milyarlık yatırımların rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakları barındırmasını, kendi atık suyunu geri dönüştürmesini ve mahallenin yaşam kalitesini aşağı çekmemesini talep ediyor.

Peron İstanbul projesi, çevreye ve altyapıya getireceği bu devasa “baskıyı” absorbe edecek ek önlemler alacak mı? Yoksa Kartal, altyapısı düşünveleri olmadan inşa edilmiş bir başka “beton yoğunluğu” ile daha mı baş başa kalacak? Bölge sakinleri ve çevre aktivistleri şimdi bu soruların cevabını ve yetkililerin bu ÇED raporuna karşı nasıl bir duruş sergileyeceğini merakla bekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir