Türkiye’de emeklilerin geçim mücadelesi, pazar tezgâhlarında bir kez daha kendini gösterdi. Kent34 Genel Yayın Yönetmeni Yaprak Kaplan, emeklilerin alışveriş mücadelesini yerinde görmek ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıları dinlemek için pazara çıktı.
Pazarda emeklilerle konuşan Kaplan, “Bir fileyi nasıl dolduruyorsunuz?” sorusuna karşılık, emeklilerin temel gıda ürünlerine dahi ulaşmakta zorlandığını gözlemledi.
Emeklilerden biri, geçmişte 100 lirayla dolan pazar filesinin bugün neredeyse boş kaldığını belirterek, “Şu andaki duruma baktığın zaman hiçbir şey alınmıyor. Zor durumdayız” dedi.
Kira ile pazar arasında sıkışan emekliler, aldıkları maaşın temel ihtiyaçlara yetmediğini ifade etti. Bir emekli, “Kira versen aç kalırsın, vermezsen bir türlü” sözleriyle yaşadığı çıkmazı anlattı.
Bir başka emekli ise pazara geldiğinde elindeki paraya göre alışveriş yaptığını belirterek, “Cepte ne kadar para varsa atıyorum. Akşam eve gittiğimiz zaman bitiyor” dedi.
Peynir ve tereyağı artık lüks
Pazardaki fiyatlar da emeklilerin neden zorlandığını açıkça ortaya koydu.
Peynir tezgâhında farklı ürünlerin fiyatları 380 liradan başlayıp 800 liranın üzerine çıkarken, tereyağı ve tulum peyniri gibi ürünlerin fiyatları emekli bütçesini aşıyor.
Tereyağı alıp almadığı sorulan emekli ise, “Tereyağına yaklaşılmıyor ki! Nerede ucuzsa onu alacağız” diyerek yaşadığı ekonomik sıkıntıyı dile getirdi.
“Tarım yok, hayvancılık yok; fiyatların düşmesi mümkün değil”
Pazarda emeklilerle birlikte bulunan Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Kartal Şube Başkanı Hüseyin Araz da emeklilerin yaşadığı ekonomik tabloyu değerlendirdi.
Araz, pazardaki fiyatların alabildiğine pahalı olduğunu belirterek, ağustos ayının sonuna gelinmesine rağmen fiyatlarda beklenen düşüşün yaşanmadığını söyledi.
Tarım ve hayvancılıktaki sorunlara dikkat çeken Araz, üretimin yetersizliği, yükselen maliyetler ve yüksek nakliye giderlerinin fiyatlara doğrudan yansıdığını ifade etti.
“En düşük emekli maaşı 23 bin 500 lira, kiralar 40 bin lira”
Emeklinin gelir-gider dengesinin sürdürülemez hale geldiğini belirten Araz, en düşük emekli maaşı ile açlık ve yoksulluk sınırı arasındaki farka dikkat çekti.
Araz, açlık sınırının 35-36 bin lira seviyesinde olduğunu, yoksulluk sınırının ise 116 bin liraya ulaştığını belirterek, en düşük emekli maaşının yaklaşık 23 bin 500 lira olduğunu söyledi.
Kiraların da 40 bin liraya kadar çıktığına dikkat çeken Araz, “Hadi çıkın işin içinden” diyerek emeklilerin karşı karşıya kaldığı tabloyu özetledi.
Okulların açılmasıyla birlikte ailelerin karşılaşacağı servis, eğitim ve yurt masraflarına da dikkat çeken Araz, özellikle İstanbul dışından eğitim için gelen öğrencilerin ailelerinin ciddi bir ekonomik yükle karşı karşıya olduğunu söyledi.
“200 lirayla ne alabiliyorsunuz?”
Araz’ın dikkat çektiği bir başka konu ise emeklinin günlük harcama gücü oldu.
“200 lira en büyük paramız. 200 lirayla ne alabiliyorsunuz?” diye soran Araz, emeklilerin her geçen gün daha fazla alım gücü kaybettiğini söyledi.
Emeklilerin örgütlenmekte ve seslerini duyurmakta zorlandığını da belirten Araz, sorunlarını anlatmalarına rağmen yeterince dinlenmediklerini ifade etti.
“Ekonomi büyüyorsa benim cebime niye yansımıyor?”
Araz’ın açıklamalarındaki en çarpıcı bölüm ise ekonomik büyümenin vatandaşın mutfağına yansımadığı yönündeki değerlendirmesi oldu.
Türkiye ekonomisinin büyüdüğünün ve ülkenin dünyanın önemli ekonomileri arasında yer aldığının söylendiğini belirten Araz, şu soruyu yöneltti:
“E peki benim cebime niye yansımıyor? Benim mutfağıma niye yansımıyor? Emeklinin maaşına niye yansımıyor? Asgari ücrete niye yansımıyor? Memura niye yansımıyor?”
Araz, büyüyen ekonominin vatandaşın yaşamına ve alım gücüne yansıması gerektiğini ancak bunu göremediklerini söyledi.
Atatürk’ün emeklilerle ilgili sözünü hatırlattı
TÜED Kartal Şube Başkanı Hüseyin Araz, açıklamasının sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşlı vatandaşlar ve emeklilerle ilgili sözünü hatırlattı.
Araz, Atatürk’ün, “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı olan tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır” sözünün bugün de önemli bir anlam taşıdığını belirterek, emeklilere ve çalışanlara değer verilmesi gerektiğini vurguladı.
Pazardan geriye kalan: Boşalan fileler, ağırlaşan hayat
Kent34 Genel Yayın Yönetmeni Yaprak Kaplan’ın emeklilerle birlikte gerçekleştirdiği pazar gezisi, ekonomik sıkıntının yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını bir kez daha ortaya koydu.
Bir yanda yükselen gıda fiyatları, diğer yanda kira ve faturalar… Emeklinin bütçesi ise bütün bu giderlerin arasında her geçen gün biraz daha eriyor.
Pazarda emeklilerin ortak cümlesi ise değişmiyor:
“Eskiden 100 lirayla file doluyordu. Şimdi 200 lirayla ne alabiliyoruz?”
Kent34’ün pazardan yaptığı bu röportaj, emeklinin geçim mücadelesini doğrudan vatandaşın ağzından gündeme taşıyor.
